Remzi KARABULUT 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli 7,4 büyüklüğündeki depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle mücadelesinde yeni bir dönem başladı. AK Parti hükümetleri döneminde özellikle TOKİ eliyle afet bölgelerinde ve riskli alanlarda konut üretimi hız kazandı. TOKİ’nin Temmuz 2026 itibarıyla açıkladığı verilere göre, 2002’den bugüne üretilen 1 milyon 767 bin konutun yaklaşık yüzde 26’sı afet ve deprem konutlarından oluşuyor; bu da yaklaşık 460 bin konuta karşılık geliyor. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından ise 11 ilde 455 bin konutun hak sahiplerine teslim edildiği bildirildi. (TOKİ)
17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen Marmara Depremi, başta Kocaeli, Sakarya ve Yalova olmak üzere İstanbul ve çevre illerde ağır yıkıma yol açtı. Yaklaşık 45 saniye süren sarsıntı, binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve çok sayıda yapının yıkılmasına neden oldu.
Resmi verilere göre depremde 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi, 23 bin 781 kişi yaralandı. Afetin ardından barınma ihtiyacı, yapı güvenliği ve şehirlerin depreme hazırlığı Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri haline geldi.
17 Ağustos’un ardından yalnızca deprem sonrasında müdahale kapasitesinin artırılması değil, afet yaşanmadan önce risklerin azaltılması da devlet politikalarının önemli başlıklarından biri oldu.
Türkiye’de 2000’li yıllarla birlikte toplu konut üretimi ve afet sonrası yeniden yapılanma çalışmalarında TOKİ’nin rolü giderek arttı. Kurumun resmi verilerine göre 2003 Bingöl Depremi’nin ardından 2 bin 857 konut ve çeşitli sosyal tesisler inşa edildi.
2011 Van Depremi sonrasında da kapsamlı bir konut çalışması yürütüldü. TOKİ verilerine göre Van’da afet konutları kapsamında 18 bin konut tamamlandı ve afetzedelere teslim edildi.
Bu süreç, sonraki yıllarda yaşanan depremlerde uygulanacak konut üretim modelinin de temelini oluşturdu. Afet sonrasında geçici barınma çözümlerinin yanında kalıcı konutların kısa sürede tamamlanması hedeflendi.
AK Parti hükümetleri döneminde konut politikalarının en önemli uygulayıcılarından biri TOKİ oldu. TOKİ Başkanı Mustafa Levent Sungur’un Temmuz 2026’da yaptığı açıklamaya göre kurum, 2002’den bugüne kadar 1 milyon 767 bin konut üretti.
Aynı açıklamada bu konutların yüzde 26’sının deprem ve diğer afetler sonrasında yapılan afet konutlarından oluştuğu belirtildi. Bu oran, yaklaşık 460 bin afet konutuna karşılık geliyor.
TOKİ’nin toplam üretimi yalnızca deprem konutlarından oluşmuyor. Sosyal konut, dar ve orta gelir gruplarına yönelik projeler, kentsel dönüşüm ve farklı kamu projeleri de toplam konut üretimi içinde yer alıyor.
Bu nedenle 1 milyon 767 bin rakamının tamamını “deprem konutu” olarak değerlendirmek doğru olmaz. Resmi açıklamadaki yüzde 26’lık afet konutu oranı dikkate alındığında deprem ve afetler kapsamında üretilen konut sayısı yaklaşık 460 bin seviyesinde bulunuyor.
Türkiye, 17 Ağustos 1999’un ardından en ağır deprem felaketlerinden birini 6 Şubat 2023’te yaşadı. Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili doğrudan etkilerken, yüz binlerce bağımsız bölüm kullanılamaz hale geldi.
Depremlerin ardından devlet kurumları, belediyeler ve özel sektörün katıldığı geniş kapsamlı bir yeniden inşa süreci başlatıldı. Özellikle kalıcı konutların hızlı şekilde tamamlanması, deprem bölgesindeki en önemli başlıklardan biri oldu.
TOKİ’nin 6 Şubat 2026 tarihli açıklamasında, deprem bölgesindeki 11 ilde yürütülen çalışmalar kapsamında 455 bin konutun tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiği bildirildi.
TOKİ’nin aynı döneme ilişkin açıklamalarında, afet konutları ile kentsel dönüşüm kapsamında üretilen konutların toplam üretim içerisindeki payının da önemli seviyeye ulaştığı belirtildi. Kurumun Temmuz 2026 tarihli açıklamasında 1 milyon 757 bin konutun vatandaşların kullanımına sunulduğu, bunun 460 bininin afet konutu olduğu ifade edildi.
Türkiye’nin deprem sonrası konut üretiminde farklı dönemlerde farklı modeller uygulandı. 1999 Marmara Depremi’nin ardından başlayan dönüşüm süreci, 2003 Bingöl, 2011 Van, 2020 Elazığ ve İzmir depremleriyle devam etti.
Her afetin ardından yeni konutların yanı sıra okul, cami, ticari alan, altyapı ve sosyal donatıların da inşa edilmesi hedeflendi. Böylece yalnızca yıkılan binaların yerine yeni yapılar yapılması değil, yeni yerleşim alanlarının oluşturulması amaçlandı.
2020 Elazığ ve Malatya depremleri sonrasında da TOKİ tarafından yeni konut projeleri gerçekleştirildi. Bu çalışmalar, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yürütülen çok daha büyük ölçekli yeniden inşa sürecinin öncesindeki uygulamalardan biri oldu.
Bugünkü verilere bakıldığında iki farklı rakamın birbirinden ayrılması gerekiyor. Birincisi, AK Parti hükümetleri döneminde TOKİ’nin 2002’den bu yana gerçekleştirdiği 1 milyon 767 bin konutluk toplam üretim.
İkincisi ise bu üretimin içinde yer alan afet konutları. TOKİ Başkanı’nın Temmuz 2026 açıklamasında afet konutlarının toplam üretimin yaklaşık yüzde 26’sını oluşturduğu belirtildi. Bu da yaklaşık 460 bin konut anlamına geliyor.
Bunun yanında 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yalnızca 11 ilde yürütülen özel yeniden yapılanma kapsamında 2026 yılı itibarıyla 455 bin konutun hak sahiplerine teslim edildiği açıklandı. Bu iki rakamın aynı kapsamı ifade etmediğinin altını çizmek gerekiyor; 460 bin rakamı TOKİ’nin 2002’den sonraki toplam afet konutu üretimindeki payını, 455 bin rakamı ise 6 Şubat depremleri sonrasında 11 ilde teslim edilen konutları ifade ediyor.
17 Ağustos 1999’un üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen Türkiye’nin deprem gündemi sona ermiş değil. Konut üretiminin artırılması kadar mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi ve riskli yapıların dönüştürülmesi de önem taşıyor.
2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile riskli yapıların yenilenmesine yönelik kentsel dönüşüm çalışmalarının kapsamı genişletildi. TOKİ de bu süreçte uygulayıcı kuruluşlardan biri olarak görev aldı.
Bugün gelinen noktada Türkiye’nin deprem politikası yalnızca deprem sonrasında konut yapmakla sınırlı değil. Yeni yapıların daha güvenli inşa edilmesi, mevcut yapıların yenilenmesi, afet risklerinin önceden belirlenmesi ve vatandaşların afetlere hazırlıklı hale getirilmesi de sürecin önemli parçalarını oluşturuyor.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, Türkiye’ye yapı güvenliğinin ve afet hazırlığının hayati önemini ağır bir bedelle gösterdi. Aradan geçen yıllarda afet konutları, sosyal konutlar ve kentsel dönüşüm projeleri kapsamında milyonlarca konutluk bir üretim kapasitesi oluşturuldu.
Ancak deprem riski taşıyan bir ülkede konut sayısındaki artış tek başına yeterli değil. Asıl hedefin güvenli şehirler oluşturmak, riskli yapı stokunu azaltmak ve deprem gerçekleşmeden önce gerekli tedbirleri almak olması gerekiyor.
17 Ağustos’un yıl dönümünde hayatını kaybeden binlerce vatandaş anılırken, 27 yıl önce yaşanan felaketin Türkiye’ye bıraktığı en önemli mesaj da değişmiyor: Deprem engellenemiyor ancak doğru şehirleşme, sağlam yapılar ve zamanında alınan önlemlerle deprem kaynaklı kayıplar büyük ölçüde azaltılabiliyor.
Yorumlar