Remzi KARABULUT - AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, Kocaelispor Amedspor karşılaşmasında tribünlerde gündeme gelen sarı torba görüntülerine ilişkin değerlendirmesinde futbolun yalnızca sportif bir mücadele olmadığını belirterek tribünlerde ortaya çıkan siyasi ve toplumsal mesajların sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Kocaelispor ile Amedspor arasında oynanan karşılaşmada tribünlerde sarı torbaların kullanılmasıyla gündeme gelen tartışmaların ardından ilk siyasi değerlendirmelerden biri AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak’tan geldi.
Parlak, yaptığı değerlendirmede doğrudan tribünlerdeki görüntüler üzerinden başlayan tartışmayı futbolun toplumsal ve siyasi boyutuyla ele aldı. Futbolun yalnızca sahada oynanan bir oyun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Parlak, sporun toplumların kimlik, aidiyet, öfke ve siyasi tutumlarını yansıtan güçlü bir alan haline geldiğine dikkat çekti.
“Sahadaki Oyun, Tribündeki İktidar” başlığıyla değerlendirmelerde bulunan Parlak, futbolun modern dünyada ideolojinin ve siyasetin etkili taşıyıcılarından biri olduğunu ifade etti.
Stadyumların yalnızca maçların oynandığı alanlar olmadığını belirten Parlak, bu mekânların aynı zamanda toplumsal kimliklerin, siyasi mesajların, sınıfsal gerilimlerin ve güç ilişkilerinin görünür hale geldiği alanlar olduğunu savundu.
Parlak, futbolun toplum açısından neden güçlü bir dil olduğunu ise kimlik ve aidiyet, duygusal boşalım, toplumsal ayna ve siyasi-kültürel araç başlıkları üzerinden değerlendirdi.
Futbol taraftarlığının yalnızca takım sevgisinden ibaret olmadığını ifade eden Parlak, insanların kulüpler üzerinden hemşehrilik, sınıfsal aidiyet, kültürel kimlik ve siyasi duruşlarını da ifade edebildiğini belirtti.
Parlak’a göre tribünler, günlük yaşamda dile getirilemeyen öfke ve tepkilerin tezahüratlar, sloganlar ve çeşitli semboller aracılığıyla görünür hale geldiği alanlara dönüşebiliyor.
Bu nedenle tribünlerde kullanılan sembol ve mesajların yalnızca futbol atmosferi içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Parlak, yaşananların toplumdaki güç ilişkileri ve kimlik tartışmalarıyla birlikte okunması gerektiğini ifade etti.

Parlak değerlendirmesinde futbol ile siyaset arasındaki ilişkinin yeni olmadığını belirterek 20. yüzyıldan günümüze çeşitli örnekler üzerinden futbolun siyasi amaçlarla kullanılabildiğine dikkat çekti.
İtalya’da Mussolini dönemindeki 1934 Dünya Kupası, Franco İspanyası döneminde Real Madrid ve Barcelona üzerinden şekillenen kimlik tartışmaları ve 1978 Arjantin Dünya Kupası gibi örnekleri hatırlatan Parlak, futbolun farklı dönemlerde devletler ve siyasi aktörler tarafından toplumsal meşruiyet ve propaganda aracı olarak kullanılabildiğini ifade etti.
Parlak, Soğuk Savaş döneminde de futbol karşılaşmalarının yalnızca sportif mücadeleler olarak kalmadığını, ülkeler arasındaki ideolojik rekabetin sembolik alanlarından biri haline geldiğini dile getirdi.
yüzyılda futbolun siyasi işlevinin farklı bir boyut kazandığını savunan Parlak, Katar’ın 2022 Dünya Kupası sürecini, Suudi Arabistan’ın futbol yatırımlarını ve büyük kulüplerin devlet fonları ile büyük sermaye gruplarıyla ilişkilerini futbolun “yumuşak güç” boyutuna örnek olarak değerlendirdi.

Sporun tamamen siyasetten bağımsız ve apolitik bir alan olduğu düşüncesinin sorgulanması gerektiğini belirten Parlak, futbol üzerinden oluşan ekonomik ve siyasi ilişkilerin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Parlak, futbolun aynı zamanda sınıfsal ve kimliksel gerilimlerin görünür hale geldiği bir alan olduğunu belirterek Avrupa tribünlerinde ortaya çıkan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı örneklerine de dikkat çekti.
Latin Amerika’daki aşırı taraftar gruplarından Avrupa’daki tribün olaylarına kadar farklı örneklerin futbolun toplumsal yönünü ortaya koyduğunu belirten Parlak, federasyonların ve kulüplerin ayrımcılıkla mücadele konusunda daha güçlü bir sorumluluk üstlenmesi gerektiğine işaret etti.
Futbolun tümüyle reddedilmesinin mümkün olmadığını da belirten Parlak, futbolun estetik, rekabet, kolektif coşku ve heyecan boyutlarının gerçek olduğunu ifade etti.
Ancak bu güzelliklerin futbolun siyasi ve toplumsal boyutlarının görülmesine engel olmaması gerektiğini savunan Parlak, değerlendirmesinin sonunda tribünlerde verilen mesajların sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.
Parlak, futbolun yalnızca “oyun” olarak görülmesinin, sporun toplumsal ve siyasi etkilerini gözden kaçırmak anlamına gelebileceğini belirterek şu soruyu gündeme taşıdı:
“Stadyumda bayrak sallarken, marş söylerken ve ‘biz’ diye bağırırken, hangi partilerin oyununda yer aldığımızı ne kadar sorguluyoruz?”
Parlak’ın açıklaması, Kocaelispor-Amedspor karşılaşmasının ardından tribünlerde yaşanan tartışmanın yalnızca sportif bir polemik olmadığını, futbolun toplumsal ve siyasi boyutları üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini gündeme taşıdı.
Yorumlar