Yasin GÜLER - AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, Diyarbakır'da son dönemde gündeme gelen çeteleşme ve silahlı yapı tartışmalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Parlak, şehirlerin huzurunun ancak hukukun üstünlüğü, güçlü devlet otoritesi ve toplumsal dayanışmayla korunabileceğini belirterek, "Silahın egemen olduğu hiçbir sokak özgür ve onurlu bir hayatın parçası olamaz." mesajını verdi.
AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, kaleme aldığı değerlendirme yazısında Diyarbakır'ın tarihi, kültürel ve toplumsal değerlerine dikkat çekerek, şehirlerin çeteleşme ve silahlı yapıların gölgesinde bırakılmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Parlak, Diyarbakır'ın Türkiye'nin en köklü şehirlerinden biri olduğuna vurgu yaparak, sokakların çocukların okula gittiği, esnafın kepenk açtığı, ailelerin vakit geçirdiği ve vatandaşların güven içerisinde yaşam sürdürmesi gereken ortak yaşam alanları olduğunu belirtti. Bu alanların silah ve yasa dışı yapıların baskısı altına girmesinin yalnızca bir asayiş sorunu olmadığını dile getiren Parlak, bunun aynı zamanda hukuk devleti, insan hakları ve toplumsal huzur açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti.
Silahın konuştuğu yerde hukukun sessiz kaldığını ifade eden Parlak, çetelerin hâkim olduğu bölgelerde devlet otoritesinin zayıfladığı algısının oluştuğunu söyledi. Böyle bir ortamın vatandaşları korkuya sürüklediğini ve toplum düzenini bozduğunu belirten Parlak, hukukun hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmasının önemine dikkat çekti.
Diyarbakır özelinde yürütülen tartışmalarda zaman zaman bölgesel hassasiyetler veya sosyal gerekçelerle yasa dışı yapıların varlığının normalleştirilmeye çalışıldığını belirten Parlak, hiçbir gerekçenin silahı ve şiddeti meşru gösteremeyeceğini ifade etti. Vatandaşların etnik kökeni, siyasi görüşü veya inancı ne olursa olsun güven içinde yaşama hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Parlak, çetelerin güç kazanmasının temel nedenlerinden birinin devlet otoritesinin zayıf olduğu algısı olduğunu belirterek, suçun cezasız kalmasının yasa dışı yapılanmaları cesaretlendirdiğini söyledi.
Silah taşıyan, cinayet işleyen, haraç toplayan ve gençleri yasa dışı yapılara yönlendiren herkesin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini dile getiren Parlak, adaletin coğrafyaya, kimliğe veya siyasi görüşe göre değişemeyeceğini ifade etti.
Güvenlik tedbirlerinin tek başına yeterli olmayacağını da belirten Parlak, gençlerin suç örgütlerine yönelmesini önlemek için eğitim, istihdam, sosyal destek politikaları ve güçlü bir hukuk bilincinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Ancak bu çalışmaların sağlıklı yürütülebilmesi için öncelikle kamu düzeni ve güvenliğin eksiksiz şekilde sağlanmasının zorunlu olduğunu kaydetti.
Parlak, Diyarbakır'ın tarihi surları, Dicle Nehri ve köklü medeniyet geçmişiyle sadece bölgenin değil Türkiye'nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu belirterek, sokakların hiçbir çeteye, silahlı yapıya veya yasa dışı otoriteye bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
"Bu mesele ideolojik bir tartışma değildir. Hukukun üstünlüğü ve vatandaşın güvenliği her şeyin üzerindedir. Silahın ve çetenin egemen olduğu hiçbir sokak, özgür ve onurlu bir hayatın parçası olamaz."
Yorumlar