Yasin GÜLER - DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan'dan CHP Kararı, Demokrasi, Ekonomi ve Kürt Meselesi Üzerine Dikkat Çeken Açıklamalar
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP’ye yönelik mutlak butlan tartışmaları başta olmak üzere yargı, demokrasi, ekonomi ve Kürt meselesine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin son yüzyıldır benzer sorunlar etrafında dönüp durduğunu savunan Bakırhan, yargının siyasi müdahale aracı haline getirilmesine sert tepki gösterdi.
CHP’ye yönelik yargı süreçlerine değinen Bakırhan, söz konusu gelişmeleri yalnızca bir partinin iç meselesi olarak değerlendirmediklerini belirterek, bunun Türkiye’de siyasi çoğulculuğa yönelik yeni bir müdahale halkası olduğunu söyledi.
“Dün bu halkaya Kürtler kayyumlarla dahil edildi, bugün ana muhalefet yargı müdahaleleriyle dahil ediliyor. Yarın kimin hedef alınacağı belli değil” diyen Bakırhan, hukukun siyasi amaçlarla kullanılmasının toplumun tamamını etkileyen bir sorun olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin geçmişinde yargı eliyle siyasete yön verilmek istendiğini savunan Bakırhan, demokratik siyasetin uzun yıllar boyunca baskı altında tutulduğunu dile getirdi.
“Yargı siyaseti dizayn etme laboratuvarı değildir. Mahkeme salonları halkın iradesinin yerine geçirilemez. Hukuk eğilip bükülemez. Adalet bir kesime farklı, diğerine farklı uygulanamaz” ifadelerini kullanan Bakırhan, hukuk devletinin herkes için eşit işlemesi gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında Türkiye’nin son 100 yıllık siyasi tarihine de değinen Bakırhan, ülkenin korku, erteleme ve tekrar siyaseti nedeniyle temel sorunlarını çözemediğini ileri sürdü.
Toplumun sürekli yeni tehditlerle karşı karşıya bırakıldığını savunan Bakırhan, farklı dönemlerde komünizm, Kürt meselesi, irtica, dış güçler ve göçmenler gibi başlıkların siyaset tarafından korku unsuru olarak kullanıldığını söyledi.
“Korku siyaseti topluma güven vermedi, daha fazla hukuksuzluk ve yoksulluk getirdi” diyen Bakırhan, çözüm bekleyen sorunların sürekli ertelendiğini ve bunun toplumsal maliyeti artırdığını ifade etti.
Türkiye’de mafya ve çete yapılanmalarının güçlenmesini demokrasi ve hukuk eksikliğiyle ilişkilendiren Bakırhan, son dönemde yaşanan olayların devletin karşı karşıya olduğu tabloyu gözler önüne serdiğini söyledi.
Özellikle uyuşturucu ticaretinin bazı bölgelerde açık şekilde yürütüldüğüne yönelik iddialara dikkat çeken Bakırhan, hukuk sisteminin zayıflamasının organize suç yapılarına alan açtığını savundu.
Ekonomik sorunlara da değinen Bakırhan, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının toplumun geniş kesimlerini etkilediğini belirtti.
“Ücretler ay ortasını görmeden eriyor. Emekliler pazara günün sonunda çıkıyor. Gençler çalışsa da gelecek kuramıyor” diyen Bakırhan, resmi ekonomik veriler ile vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında büyük fark bulunduğunu öne sürdü.
Özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenlerin taleplerine de destek veren Bakırhan, güvenceli çalışma koşulları ve adil atama süreçlerinin sağlanması gerektiğini söyledi.
DEM Parti’nin çözüm önerilerini de paylaşan Bakırhan, Türkiye’nin gerçek anlamda çoğulcu ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Demokratik Cumhuriyet anlayışını savunduklarını belirten Bakırhan, eşit yurttaşlık, bağımsız yargı, kuvvetler ayrılığı ve temel hakların güvence altına alınmasının ülkenin geleceği açısından zorunlu olduğunu dile getirdi.
CHP’ye yönelik tartışmalar, Kürt siyasetçilere açılan davalar, gazetecilere ve sendikacılara yönelik soruşturmaların aynı hukuk krizinin farklı yansımaları olduğunu savunan Bakırhan, bu sorunların çözülmeden demokratikleşmenin mümkün olmayacağını söyledi.
Konuşmasının sonunda Kürt meselesine değinen Bakırhan, demokratik çözümün Türkiye’nin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
“Kürt meselesi çözülmeden Türkiye’nin demokrasisi de ekonomisi de dış politikası da kalıcı istikrara kavuşamaz” diyen Bakırhan, sorunun yalnızca Kürtlerin değil tüm Türkiye’nin demokratikleşme meselesi olduğunu ifade etti.
Bakırhan, ülkenin mevcut krizlerden çıkış yolunun demokratikleşme, hukuk devleti ve toplumsal barışın güçlendirilmesinden geçtiğini sözlerine ekledi.
Yorumlar