KORKU, GÜVENLİK VE TARİHSEL TRAVMALAR ÜZERİNDEN ŞEKİLLENEN POLİTİKALAR HALKIN SAVAŞ ALGISINI NASIL ETKİLİYOR?
İsrail’de Benjamin Netanyahu hükümeti, uzun süredir birden fazla cephede yürüttüğü askeri operasyonlarla ülke gündemini belirlemeye devam ediyor. Gazze’de Hamas, Lübnan’da Hezbollah ve İran’a karşı sürdürülen sert politikalar, bölgede tansiyonu yüksek tutarken, ilan edilen ateşkes kararları İsrail kamuoyunda beklenen karşılığı bulmadı.
İsrail basınında yer alan analizlere göre, özellikle Haaretz gazetesi, toplumdaki savaş eğiliminin yalnızca güvenlik kaygılarıyla açıklanamayacağını vurguluyor. Gazeteye göre, Netanyahu’nun yıllardır sürdürdüğü söylem ve politikalar, halkın psikolojisinde belirleyici bir rol oynuyor.
7 Ekim 2023’te başlayan ve Gazze merkezli operasyonlarla derinleşen süreçte, İsrail yönetimi “tehditleri tamamen ortadan kaldırma” hedefiyle hareket etti. Ancak geçen zaman diliminde ne Hamas’ın tamamen etkisiz hale getirilebildiği, ne Hizbullah’ın zayıflatıldığı ne de İran’daki mevcut yönetimin değiştirilebildiği görülüyor. Buna rağmen askeri stratejinin sertliğinde bir değişiklik yaşanmaması dikkat çekiyor.
Öte yandan, ABD Başkanı trump.html" class="etiket-link">Donald Trump tarafından duyurulan ateşkes çağrıları ve özellikle Lübnan’a yönelik saldırıların sınırlandırılması yönündeki açıklamalar, Tel Aviv yönetiminde rahatsızlık yarattı. İsrail kamuoyunda ise bu gelişmeler, beklentilerin aksine bir rahatlama değil, hayal kırıklığı oluşturdu.
Analizlerde, Netanyahu’nun söylemlerinde sıklıkla “varoluşsal tehdit” vurgusuna yer verdiği ve İsrail toplumuna yönelik “düşman yok edilmezse ulusal varlık tehlikeye girer” algısını güçlendirdiği ifade ediliyor. Bu yaklaşımın, tarihsel travmalarla birleşerek toplumda kalıcı bir güvenlik endişesi oluşturduğu değerlendiriliyor.
İsrail iç siyasetinde dikkat çeken bir diğer unsur ise muhalefetin bu söylemlere güçlü bir karşı duruş sergileyememesi. Siyasi rakiplerin de benzer güvenlik dilini farklı tonlarda kullanması, ülkede savaş politikalarının geniş bir mutabakat zemini bulmasına neden oluyor.
Son yapılan kamuoyu yoklamalarında, özellikle İran ile sağlanan ateşkese yönelik memnuniyetsizliğin yüksek olması, toplumda “tehdidin ortadan kaldırılmadığı” yönündeki algının hâkim olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, İsrail’de güvenlik politikalarının yalnızca askeri değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyolojik boyutlar içerdiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Uzmanlara göre, Netanyahu yönetiminin izlediği bu strateji, kısa vadede siyasi destek sağlasa da uzun vadede bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirme riski taşıyor. İsrail’de savaşın bir zorunluluk olarak sunulması ise kamuoyunda farklı görüşlerin ortaya çıkmasını zorlaştırıyor.
Yorumlar