Reklam
Reklam

Mescitten Rahatsız Olanlar, Çocukların Sesini Duyuyor mu?

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Yasin GÜLER

Gazeteci I Siber Güvenlik Uzmanı
Adli Bilir Kişi

Türkiye'de bazı tartışmalar var ki, ne kadar konuşulursa konuşulsun aslında meselenin özü hiç değişmiyor. Yıllardır aynı çevreler, milletin inancıyla ilgili atılan her adıma aynı refleksi gösteriyor. Bu kez tartışmanın konusu, İstanbul Valiliği'nin okullarda öğrencilerin cuma namazını güvenli ve düzenli şekilde kılabilmesi için uygun alanların mescit olarak düzenlenmesini istemesi oldu.

Şunu açıkça ifade edeyim...

Ben bu kararı son derece doğal buluyorum.

Çünkü burada kimseye zorla namaz kıldırılmıyor, kimsenin inancına müdahale edilmiyor. Yapılan tek şey, ibadet etmek isteyen öğrenci ve eğitim çalışanlarına uygun bir ortam oluşturulmasıdır. Eğer bir okulda laboratuvar, spor salonu, kütüphane ve konferans salonu olabiliyorsa, ibadet etmek isteyenler için de bir mescit bulunması neden rahatsızlık oluştursun?

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit'in açıklamalarını okuduğumda aklıma ilk gelen yer Diyarbakır oldu.

Çünkü daha iki gün önce bu şehir bambaşka bir tabloya tanıklık etti.

TÜGVA'nın düzenlediği "Cami Buluşması" programında yaklaşık 10 bin çocuk gönüllü olarak camilere koştu. Ellerinde pankartlarla yürüdüler, namazlarını kıldılar, ilahiler söylediler, arkadaşlarıyla güzel bir gün geçirdiler.

Şimdi soruyorum...

Bu çocukları kim zorladı?

Hangi baskıyla o camileri doldurdular?

Eğer iddia edildiği gibi gençler ve çocuklar dinden uzaklaşıyorsa, Diyarbakır'daki o manzara neyi anlatıyor?

Gerçek şu ki, bu milletin çocukları kendi değerleriyle buluşmak istiyor.

Rahatsızlık duyulan şey mescit değil; rahatsız olunan, toplumun manevi değerleriyle bağını koparmamış olmasıdır.

Laiklik üzerinden sürekli aynı tartışmayı açanlar, özgürlük kavramını yalnızca kendi yaşam biçimleri söz konusu olduğunda hatırlıyor. Ama konu milyonlarca insanın ibadet hakkına geldiğinde aynı özgürlük anlayışını göremiyoruz.

Oysa özgürlük, sadece istemeyenlerin değil, isteyenlerin de hakkını koruyabilmektir.

Bugün Avrupa'nın birçok ülkesinde üniversitelerde, havaalanlarında, kamu kurumlarında ve hatta alışveriş merkezlerinde ibadet odaları bulunuyor. Kimse bunu laikliğe tehdit olarak görmüyor.

Türkiye'de ise bir mescit konuşulunca kıyamet koparılıyor.

İşte bu çifte standarttır.

Kimse çocukların camiye gitmesinden korkmasın.

Asıl korkulması gereken; kendi tarihinden, kültüründen ve manevi değerlerinden kopmuş nesiller yetişmesidir.

Bir yanda mescide itiraz eden siyasetçiler, diğer yanda gönüllü olarak camileri dolduran binlerce çocuk... Asıl mesajı veren bu manzaraydı.

Çünkü toplumun nabzını sosyal medyada atılan sloganlar değil, meydanlarda ve camilerde oluşan gerçek tablo gösterir.

Kim ne söylerse söylesin...

Mescit isteyen de bu milletin evladıdır.

Namaz kılan da bu ülkenin vatandaşıdır.

Onların ibadet hakkını savunmak, herhangi bir siyasi görüşü değil, temel bir özgürlüğü savunmaktır.

Ve görünen o ki, bu tartışmaya en güçlü cevabı kürsüler değil, Diyarbakır'da camileri dolduran binlerce çocuk verdi.

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar