
Bir ülkenin geleceğini görmek isteyenler, sınıflarına bakmalıdır. Çünkü yarının doktoru, öğretmeni, mühendisi, işçisi, yöneticisi bugün o sıralarda oturmaktadır. Ne var ki son yıllarda sınıflarımızda sessiz ama tehlikeli bir kuraklık yaşanıyor.
Bu kuraklık suyun değil; saygının, sorumluluğun ve değerlerin kuraklığıdır.
Öğretmenler ders anlatıyor, okullar eğitim vermeye çalışıyor, devlet eğitim için milyarlarca liralık yatırım yapıyor. Buna rağmen birçok eğitimci aynı soruyu soruyor: "Neden çocuklara ulaşmak her geçen gün daha zor hale geliyor?"
Bu sorunun cevabını yalnızca eğitim sisteminde aramak eksik olur. Çünkü eğitimin temeli okulda değil, evde atılır. Bir çocuk öğretmenine nasıl davranacağını, büyüklerine nasıl hitap edeceğini, kurallara nasıl uyacağını ilk olarak ailesinden öğrenir.
Bugün birçok aile, çocuklarının akademik başarısını önemsiyor ama karakter eğitimini ihmal ediyor. Çocuğun aldığı notlar konuşuluyor ancak davranışları çoğu zaman göz ardı ediliyor. Daha da kötüsü, bazı veliler çocuklarının her davranışını savunmayı ebeveynlik zannediyor.
Oysa eğitim; öğretmenin anlattığını evde ailenin desteklemesiyle anlam kazanır. Eğer çocuk evinde öğretmenin sürekli eleştirildiğini, okulun küçümsendiğini duyuyorsa, sınıfa girdiğinde öğretmenine neden saygı duysun?
Bir toplumun öğretmene verdiği değer, aslında kendi geleceğine verdiği değerdir. Çünkü öğretmen yalnızca ders anlatan kişi değildir. O, aynı zamanda karakter inşa eden, yol gösteren ve nesilleri şekillendiren insandır.
Ne yazık ki son yıllarda öğretmene yönelik saygının aşındığını görüyoruz. Sosyal medyada, okul koridorlarında, hatta bazı veli toplantılarında öğretmenin otoritesini zedeleyen tutumlarla karşılaşıyoruz. Bunun bedelini ise yalnızca öğretmenler değil, çocuklarımız ödüyor.
Saygının olmadığı yerde öğrenme olmaz. Disiplinin olmadığı yerde başarı olmaz. Öğretmenin değersizleştirildiği yerde ise eğitim güçlü kalamaz.
Çocuklarımızın geleceği için yeniden bazı temel gerçekleri hatırlamak zorundayız. Öğretmen düşman değil, eğitim yolculuğunun en önemli paydaşlarından biridir. Aile ile okul rakip değil, aynı hedefe yürüyen iki ortaktır. Birinin zayıfladığı yerde diğerinin başarılı olması mümkün değildir.
Sınıflardaki kuraklığı sona erdirmek istiyorsak önce evlerimizdeki iklimi değiştirmeliyiz. Çocuklarımıza saygıyı öğretmeli, emeğin değerini anlatmalı, öğretmenlerini yalnızca bir meslek sahibi olarak değil, geleceğimizi şekillendiren insanlar olarak görmelerini sağlamalıyız.
Çünkü bugün öğretmenine saygı duymayan nesiller yetiştirirsek, yarın hiçbir mesleğe, hiçbir kuruma ve hiçbir değere saygı duyan bir toplum bulamayabiliriz. Asıl kuraklık da işte o zaman başlayacaktır.
Yorumlar