İş Güvenliği Uzmanı- Elektrik-Elektronik Mühendisi
Okullar kapandı, yaz sıcakları kendini iyice hissettirmeye başladı. Milyonlarca insan serinlemek için dere, nehir, göl ve denizlere yöneldi. Ne yazık ki her yaz aynı haberlerle sarsılıyoruz. Akşam bültenlerinde peş peşe gelen "Serinlemek için girdiği suda boğuldu." haberleri, birkaç dakikalık ihmalin bir aileyi ömür boyu sürecek acıyla baş başa bıraktığını gösteriyor.
Oysa bu kayıpların büyük bölümü kader değil; doğru bilgi, zamanında alınan tedbir ve bilinçli davranışlarla önlenebilecek kazalardır.
Su, dışarıdan bakıldığında sakin görünebilir; fakat tehlike çoğu zaman yüzeyin altındadır. Boğulma vakalarının önemli bir bölümü yüzme bilmemekten değil, riski doğru değerlendirememekten kaynaklanır.
Bir derenin tabanı birkaç metre sonra aniden derinleşebilir. Nehirlerde görünmeyen dip akıntıları saniyeler içinde insanı sürükleyebilir.
Denizlerde ise en büyük tehlikelerden biri çeken akıntıdır (rip current). Bu akıntıya kapılanların en büyük hatası, paniğe kapılarak doğrudan kıyıya doğru yüzmeye çalışmaktır. Oysa doğru davranış; sakin kalmak, enerjiyi korumak ve akıntıdan kurtulmak için kıyıya değil, kıyıya paralel yüzmektir. Akıntıdan çıktıktan sonra kıyıya yönelmek çok daha güvenlidir.
Unutmayalım; panik çoğu zaman suyun kendisinden daha tehlikelidir.
Boğulma vakalarının büyük bölümünde benzer ihmaller karşımıza çıkıyor:
Uyarı levhalarına rağmen yasak bölgelerde suya girmek,
Cankurtaran bulunmayan alanları tercih etmek,
Alkol aldıktan sonra veya ağır bir yemekten hemen sonra yüzmek,
Derinliği ve taban yapısı bilinmeyen sularda balıklama atlamak,
Çocukları birkaç dakikalığına bile olsa su kenarında gözetimsiz bırakmak,
Tekne, bot ve balıkçılık faaliyetlerinde can yeleği kullanmamak.
Bazen tek bir yanlış karar bile geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor.
Filmlerde boğulan insanlar bağırır, yardım ister. Gerçek hayatta ise çoğu zaman böyle olmaz. Boğulan kişi nefes almaya çalıştığı için konuşamaz, sesini duyuramaz ve sessizce suyun altında kalabilir.
Bu nedenle çocuklar su kenarında bulunduğu sürece yetişkinlerin dikkati bir an bile dağılmamalıdır.
Su kazası geçiren kişiler ilk anda iyi görünseler bile tamamen güvende kabul edilmemelidir. Sonradan gelişen öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, morarma veya aşırı uyku hâli gibi belirtiler mutlaka ciddiye alınmalı ve gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Her yıl birçok kişi boğulan yakınını kurtarmaya çalışırken hayatını kaybediyor. Profesyonel su kurtarma eğitiminiz yoksa doğrudan suya atlamayın. Panik hâlindeki bir kişi, kendisini kurtarmaya çalışan kişiyi de istemeden suyun altına çekebilir.
Yapılması gerekenler basittir:
Önce 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.
Suya girmek yerine can simidi, ip veya yüzen bir cisim ulaştırın.
Uzun bir sopa, kürek ya da ağaç dalıyla güvenli mesafeden yardım etmeye çalışın.
Bir kişiyi kurtarmaya çalışırken iki kişinin hayatını kaybetmesi, yaşanabilecek en acı tablolardan biridir.
Boğulma vakalarında zamanla yarışılır.
Kazazedeyi baş aşağı asmaya çalışmak veya karnına bastırarak su çıkarmaya uğraşmak doğru değildir ve yalnızca zaman kaybettirir.
Solunumu olmayan kişiye temel yaşam desteği gecikmeden başlanmalıdır. İlk yardım eğitimi almış kişiler, güncel ilk yardım kurallarına uygun şekilde müdahaleyi sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar sürdürmelidir.
Oksijensiz kalan beyin için her saniye altın değerindedir.
Boğulmaları önlemenin en etkili yollarından biri yüzme eğitimidir.
Bugün ülkemizin birçok ilinde Gençlik ve Spor Bakanlığı, belediyeler ve spor kulüpleri her yaş grubuna yönelik yüzme kursları düzenlemektedir. Bu kurslarda yalnızca yüzme öğretilmez; su güvenliği, akıntıları tanıma, panik anında doğru davranış ve temel kurtarma bilgileri de kazandırılır.
Çocuklar için erken yaşta yüzme eğitimi büyük bir avantajdır. Ancak yetişkinler için de hiçbir zaman geç değildir. Yüzme öğrenmenin yaşı yoktur.
Yine de unutulmamalıdır ki iyi yüzme bilmek, risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Yüzme bilgisi bize tedbirsiz cesaret değil; suya karşı bilinç, saygı ve doğru karar verme alışkanlığı kazandırmalıdır.
Yalnız yüzmeyin, cankurtaran bulunan alanları tercih edin.
Dere, nehir, sulama kanalı ve barajlarda serinlemeye çalışmayın.
Çeken akıntıyı (rip current) ve bu durumda nasıl hareket edilmesi gerektiğini öğrenin.
Çocukları gözünüzün önünden bir an bile ayırmayın.
Can yeleği ve koruyucu ekipman kullanımını ihmal etmeyin.
Mümkünse profesyonel yüzme ve temel ilk yardım eğitimi alın.
Su, hayatın kaynağıdır. Doğru kullanıldığında serinlik, huzur ve mutluluk verir; ihmalle birleştiğinde ise telafisi olmayan acılar bırakabilir.
Yerel yönetimlerin riskli su alanlarını uygun şekilde işaretlemesi, gerekli güvenlik önlemlerini alması ve güvenli yüzme alanlarını artırması da bu mücadelenin önemli bir parçasıdır.
Bu yaz çocuklarımızı bir yüzme kursuna yazdırmak, riskli bir bölgede suya girmemek veya temel ilk yardım eğitimi almak küçük bir adım gibi görünebilir. Oysa bazen bir hayatı kurtaran tam da o küçük adımdır.
Unutmayalım; boğulmalar kader değildir. Bilgi, tedbir ve doğru davranış hayat kurtarır. Bu yaz geriye sadece güzel anılar kalsın.
Çünkü bizi evimizde bekleyen sevdiklerimiz için en güzel tatil, herkesin sağ salim döndüğü tatildir.
Mehmet Sıddık Temel
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı | Elektrik-Elektronik Mühendisi | Elektrik Öğretmeni
Yorumlar